YUVA KÖYÜ (YIVA BOYU)

                                                           

               Orta İlçesine bağlıdır. Çankırı’da  Oğuz boy adını korumakta olan köylerimizdendir. Çankırı’da diğer bir Yuva Köyü de Ilgaz ilçemize bağlı Yuva-Demircilerdir. Bundan önceki yazımızda, Yuva ve diğer Oğuz boylarının adını taşıyan köylerin geçmişini iyi anlayabilmek için -Oğuz Türkleri hakkında bilgi sahibi olmak lazım geldiğini söyleyerek - Oğuz Boyları hakkında kısa ve genel bilgiler sunmuştum. Şimdi Yıva(Yuva) boyunun tarihine geçebiliriz.

     Yıva Boyu, Oğuzların Üç-Ok kolundan Deniz-Han’ın dört oğlundan birinin adının taşımaktadır.

 

Deniz-Han Oğulları Ongunu           Anlamı
İĞDİR     (yiğdir/Igdır) Çakır İyilik, büyüklük, yiğitlik
BÜĞDÜZ     “ Herkese tevazu gösterir ve hizmet eder
YIVA (Yuva)     “   Derecesi üstün
KINIK     “ Nerede olsa azizdir

                              TARİHTE YIVA BOYU

            Kaynaklara göre Yıva boyu, Oğuzların Üç-Ok kolundan Deniz-Han’ın oğullarındandır. Ongunu Çakır olup, Yıva’nın anlamı derecesi üstündemektir.[1][1] 

            Kaşgarlı Mahmut, bu ismin beş değişik söyleniş şeklini kaydetmiştir. 12. yüzyılda İva, Tapu tahriri defterlerinde Iva ve Yıva şeklinde kaydedildiği görülmektedir. Faruk Sümer’in tespitine göre, Yıvalar hakkındaki en eski bilgi, 1158 tarihlidir. Bu tarihte Yıvalar, Hemedan’ın batısında kalabalık biçimde yaşamaktaydılar. Faruk Sümer, buraya  1130 tarihinde Avşarlar ve Salgurlar ile birlikte Sir-Derya boylarından geldikleri görüşündedir.

             Tarihi kaynaklar, Yıva boyundan  önemli işler yapan iki önemli beyliğin varlığından bahsetmektedir. Bunlar Berçem(Perçem) Oğulları ve Yaruklular Beylikleridir.

              

              BERÇEM-OĞULLARI

             Beylerinin adı Berçem olup bu isimde bir beyliğin varlığı ve bir takım siyasi mücadelelerde yar aldığı görülmektedir. Berçemoğlu Mahmud- Fahreddin İbrahim- Şihabuddin Süleyman Şah[1][2] sırasıyla beyliğin başına geçmişlerdir. 1258 yılında Moğolların Bağdat’ı işgali sırasında Bağdat’ı sadakatla savunanlar arasında Süleyman Şah da vardı. Bağdat düşünce Süleyman Şah, halife  ve öteki Türk komutanları  Moğollar tarafından şehid edilmişlerdir. 

            24 Oğuz boyundan biri olan Yıvalar’dan pek kalabalık bir kümenin Hemedan’ın kuzeyinden Şehrizor’a kadar uzanan geniş bir bölgede yaşadıkları görülmüştü. Bu Yıvalar’dan önemli bir kısmının Yaruk adlı beyleri ile birlikte İmadeddin Zengi tarafından Halep bölgesine göçürüldüğü ve bunlara Yaruklular denildiği bilinmektedir. 

              Yıvalar, 12. yüzyılda Berçem(Perçem) Oğulları beyliğini kurmuşlardır.

1208 yılında Yıvaların emiri Berçem oğlu Ebû-İshak İbrahim bir bâtınî tarafından öldürülmüştü. Onun ölümü üzerine beyliğin başına  İbrahim’in yeğeni ve Emir Mahmud’un oğlu Berçem’in geçmiştir.  Berçem,  1209 yılında Bağdat’a gitmiş, kendisine Abbâsi halifesi tarafından  kılıç kuşatılmıştır.[1][3]

  

                                YIVA BERÇEM OĞULLARI[1][4]

                                         

                                     1- Emir Berçem(1172’de sağ)

               ______             ___|||__________________________

           |||                                |||                                             |||           

Kızı(Tekrit emirinin hâtunu)      2- Mahmud(1187’de sağ )            3-Fahreddin Ebû-İshak             

                                                                  |||                                                 İbrahim(Ö.1208)                                                              

                                  4-Berçem(1209’da sağ)

                    ______________________ ||| _______________________

               |||                         |||                            |||

                   Oğlu                                   Kızı                      5- Süleyman Şah(ö.1258)                                                                             

   (1213’de Yıva meliki )    (C.Harzemşah’ın hatunu)                     |||                               

                                                                                                        Berçem Şah

                                                                                                                                                                URMİYE YIVALARI

             12. yüzyılın ilk çeyreğinde kalabalık bir Yıva topluluğunun Urmiye[1][5] yöresinde yaşadığı tespit edilmiştir. Bu Yıvalar 10.000 atlı çıkarıyorlardı. Bir takım yağma faaliyetlerine giriştikleri için  Harzemşahlılar Sultanı Celalettin tarafından cezalandırılmışlardır. Bu olaydan 6 yıl kadar sonra Moğolların istilası vuku buldu. Diğer Türkmenler gibi onlar da batıya(Anadolu içlerine) göçmüşlerdir. [1][6]

            Anadolu’daki Yıvaların büyük bölümünün bunlardan olması güçlü ihtimaldir.

                                    YARUKLULAR

 

            Ak-Sungur oğlu Zengî Musul’dan sonra Haleb’e hakim olunca Haçlılarla mücadeleye girişti. Yıvalara Halep bölgesinde yurt vererek Haçlılarla savaşmalarını, zaptedecekleri toprakların kendilerinin olacağını söylemişti. Başlarında Yaruk adlı bir beğ olan bu Yıvalar, Haçlılarla savaşmışlar ve epeyce geniş toprakları ele geçirmişlerdir. Yaruk 1168’de ölmüş, yerine oğulları Aynuddevle ve Bedreddin Doldurum geçmiştir. Yiğit ve iyi ahlak sahibi bir beğ olan Bedreddin, Selahaddin Eyyubî’nin yaptığı savaşların çoğuna katılmış ve büyük yararlıklar göstermiştir.

                          YARUKLULAR SOY KÜTÜĞÜ[1][7]

                           -------------Arslan---------------

                               (Oğuz Yıva boyundan)

                                              |||

                                                      Bahâeddin Yaruk

                                                            (Ö. 1168/69)

                                   ______             _|||____________________________

                                 |||                               |||                                 |||           

                         Ak –Toğan                  Mâlik          Bedreddin Doldurum(ö.1214/15)  

                                                                                                      |||      

                                                                                               Fetheddin

                                               OSMANLI DÖNEMİ

 

            Sümer, Osmanlı döneminde önde gelen Yuva oymaklarını kaydetmiştir. Bunlar arasında Halep , Dulkadırlılar, Yeni-İl, Kayseri, Tarsus ve Anamur gibi yerleri saymaktadır. Sümer’in listesi eksiktir. Zira 16. yüzyılda sadece Çankırı Sancağı’na bağlı 4 tane Yıva adlı köy bulunmaktadır. Bunların ikisi o zaman Çankırı’ya bağlı Kalecik’de, biri o zaman adı Koçhisar olan Ilgaz’da ve birisi de Orta’da bulunmaktadır.

           

                16. YÜZYILDA YUVA KÖYÜ

 

            Yuva köyü Karı-bazarı kazasına bağlı köylerden biridir. Osmanlı döneminde bu kaza sınırları, bugünkü Orta kazası ile hemen hemen aynıdır.  16. yüzyılda yapılan iki tahrirde köye ait bazı bilgiler, aşağıdaki tabloda görülmektedir. Köyün Büyük Yıva olarak kaydedilmesi, küçük olan başka Yıva’nın bulunabileceğini akla getirmektedir.

                    YUVA(Büyük Yıva)-t-

  TAHRİR YILI:….........1521…….......1578/79

HANE                41            65
Mücerred               16                  43
Muâf                -                   3
Hâsıl            4.151         5.350

 Kaynak: A.KANKAL, 16.Yüzyılda Çankırı Sancağı.s.111.

[Hane: Vergiye tâbi hane(evli erkek) sayısını,

Mücerred: Vergiye tâbi bekâr erkek sayısını,

Muâf:    Çeşitli sebeplerle vergi alınmayanları,

Hâsıl :   Köyden alınan toplam vergi miktarını göstermektedir.]

(Bu bilgiler, 1521 ve 1578/79 yıllarında yapılan tahrirler(yazımlar)daki Osmanlı dönemi kayıtlarından alınmıştır.)

  

Tayip Başer, Yuva hakkında şunları kaydetmiştir:

Devrez çayı kenarında ve bucağın(Orta) 5 km. batısındadır. Arazisi kısmen müsaittir. Rençberlik ve biraz da dışarıda çalışmakla geçinirler. Eski bir camii vardır. Yuva Türklerde Oğuz boylarından bir boyun adıdır. Nüfusu Dün(1894):177,  Bugün(1950): 375.”[1][8]             

             6 Haziran 2000 yılındaki zelzelede bazı evler hasar görmüş, devlet desteği ile zemini sağlam arsalar üzerinde yeni evler inşa edilmiştir. Kanalizasyonu, içme suyu vardır. Kapanan okulu, köy tüzel kişiliğine devredilmiş, sosyal faaliyetler ve toplantılar için kullanılmak üzere yeniden düzenlenmiştir. 

NOT:  Yuva annemin köyü olması dolayısıyla küçüklüğümden beri ilişkilerim vardır. Annemin annesi de Salur köyündendi.  Ben Oğuz boyları hakkında bilgi sahibi olduktan sonraki bir tarihte Yuva’ya gittiğimde  köydekilere “Yuva ne demek” diye sormuş; “Yeğen, bizim köy biraz kuş yuvasına benzediği için Yuva  demişler” cevabını almıştım. 1977 seçimlerinde  milletvekili adayı olan Şükrü Korkmazgider ile seçim çalışmalarına katıldım. O günlerde gittiğimiz Orta’nın Büğdüz, Salur, Dodurga,  Dere Bayındır, Orta Bayındır, Tutmaç Bayındır, Kayıören, Karga köyleri doğrudan doğruya Oğuz boy adları taşıyan yerleşim birimleriydi. Bu köylerde benzeri sohbetler yapmış, buna yakın cevaplar almıştık. 1999 seçimlerinde milletvekili adayı olarak dolaştığım bu köylerde Oğuzlardan  geldiklerini bilen gençlerle karşılaşmış ve çok memnun olmuştum.


[1][1] Yıva: Atları yüksek ve aynı zamanda hünerli olan. Mertebesi dükelinden üstün ola(Yazıcıoğlu  Oğuznamesi). Mertebesi yüksek(Ebülgazi Oğuznamesi). Bkz.: Ord.Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, Oğuz Destanı, 2. Baskı, İstanbul-1982, s.52. Destanda bazı Han isimleri de yer almaktadır. Oğuz Han’dan sonra oğlu Gün-Han hakan olmuş, ondan sonra 5. sırada tahta geçen İnalsır Yavkuy Han’ın vezirleri olarak Salurlardan Öksî Hoca ve Yıvalardan Şaban Hoca adı geçmektedir. (Zeki Velidî Togan, age. s.55)

[1][2] Süleyman Şah, Yıvaların en meşhur emîridir. Kültürlü bir şahsiyet ve şair olduğu kaydedilmiştir. Bir rübâisini Faruk Sümer eserine almıştır.(age. s.360-363)

[1][3] Faruk Sümer, Oğuzlar, İstanbul-1980, s.585-586.

[1][4] Faruk Sümer, age. s.586.

[1][5] Urumiye, bugün İran’ın Batı Azerbaycan Eyaletinin Merkezi olan önemli bir şehirdir. Türkiye sınırına  yakın ve Urumiye Gölü’nün batı kıyısındadır.

[1][6] Faruk Sümer,age.s.364

[1][7] Faruk Sümer, age., s.604

[1][8] Tayip Başer, Dünkü ve Bugünkü Çankırı, s.189.



Bu yazıda düzeltmeler yapılmıştır. Düzenleyen Hakkı Duran - 29.06.2007 Saat 03:12